Yitik Ülke
Edebiyat Dergisi

Çalgılar ve Kediler

148311_464694012884_3520864_n

İzmir-Buca'da bir çalgı yapım atölyesi... Müzik meraklısı bir adamın Aşiyan'ı diyebilirim bu küçük ve sıcak atölyeye. Kediler ve çalgılar yan yana... Kendisine arkadaşları kopuz sevdasından dolayı "Kopuzi" adını takmış. O da atölyenin adını "Kopuzi Engin Çalgı Yapım Atölyesi" koymuş. Şimdi, bu kapıdan içeri girmeye hazır olun. İyi okumalar...

Söyleşi: Pınar Özkan

Engin Topuzkanamış kimdir? Kendinizden söz eder misiniz?

DEÜ Hukuk Fakültesinde, Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi asistanıyım. 96’da Akhisar Anadolu Lisesini, 2001’de DEÜ Hukuk Fakültesini, yakın zaman önce doktoramı bitirdim. Manisa-Akhisarlıyım. Ortaokul zamanından beri müziğe merakım vardır. Epeydir de çalgı yapımıyla uğraşıyorum. Fazlaca bir özelliğim olduğu söylenemez yani.

Müzik aletleri yapıyorsunuz. Herkesin bir şeyleri tükettiği bir toplumda müzik aleti üretmek nereden aklınıza geldi? Bu konuda fikir alışverişi yaptığınız birileri oldu mu?

Ben gitara meraklıydım ama gitar alamadığım için komşumuzun bağlaması ile çalmaya başladım. Tamamen kendi kendime, bir arkadaşım ile birlikte. Ne akort biliriz ne tel. Öyle dinleye dinleye çalmaya çalıştık. Sonra biraz para biriktirip gitar aldım. Yani çok kişinin yaşadığı bildik bir hikâye. Zamanla başka sazlarım oldu. Hatta annem ve babam bizim bütçemiz için oldukça pahalı sayılabilecek bir gitar aldılar bana, galiba 94’te. Hâlâ kullanıyorum. Nerede kırık dökük, bozuk bir saz gördüysem bazen hiç parasız bazen de “hiç para”ya aldım. Fakülte yıllarımda ve sonrasında Basmane’ye Feridun Usta’nın yanına gidip gelmeye başladım. O bana çok şey öğretmiştir. İyi ve yardımsever bir adamdı.

Erkan Oğur’a olan ilgim ve sevgim ise onun çaldığı sazları edinmeye yöneltti beni. İlk gitarımın tuşesini söküp, yeni bir tuş yapıştırarak perdesiz gitar yaptım güya. Sonra bulduğum eski bir sazı elden geçirip kopuz yaptım. Çöpe atmışlar ama çok iyi bir sesi vardı. İstediğim bütün sazları alacak param olmadığı için ustanın yanına gide gele öğrendim bir şeyler. El becerim vardır, alet edevat tutmayı babamdan bilirim. Epeyce bir zaman evdeki odayı toz, talaş içinde bıraktıktan sonra denk geldi, kendime bir atölye kiraladım. Üç yıla yakın oldu. Bazen bozuyor, bazen yapıyorum.

Bengi Bağlama Üçlüsü’nün bir üyesi olan Lütiye Özay Önal ile tanıştım. Özay Abi son derece mütevazı, paylaşımcı bir insandır. Ondan ve sitesinde yazdıklarından bir şeyler öğrendim. (http://sazadair.com/sazadair/) Çalgı yapımı, çok uzun zaman ve tecrübe gerektiren, aynı zamanda da marangozluk kısmını öğrenince sanki öğrenmişsin yanılgısına kapılabileceğiniz bir iş. Marangozluk kısmını bir parça öğrenince asıl kısım yani tahtadan nasıl ses alırım kısmı başlıyor ki o herhâlde bir ömrü alır. Onun dışında çok iyi seviyelerde bağlama çalan müzik öğretmeni bir arkadaşım var. - Sercan Baş- O, mesela anlar sazdan. Yaptıklarımı çaldığında bana iyi eleştiriler getirir. Enstrüman çalan çoğu insan sazından anlamaz. Bir yapımcıyı en çok geliştiren de aslında bu yönde eleştiri getirebilen insanlardır. Yaptığım sazları çalabiliyor olmam da bir avantaj tabii. Bir de internet büyük kaynak benim için. Bağlama konusunda değil ama gitar yapımı konusunda İngilizcede çok fazla yazı, kitap ve video var. Onlar da faydalı oluyor.

Atölyenizde hangi çalgıları üretiyorsunuz?

Benim hem çalma hem de yapım anlamında asıl yoğunlaştığım enstrüman, kopuz. Arkadaşlarım arasında şaka yollu olarak kullandığımız (ve artık üstümde kalan) “Kopuzî” de oradan geliyor. Ancak kopuz adı taşıyan pek çok saz var. Benimki Erkan Oğur’un kullandığı şekilde üç telli ve tamburadan küçük, curadan büyük bir saz. Bağlama ailesinden de tambura, cura gibi sazlar yapıyorum. En son İsrail’den bir arkadaşıma 6 Telli Oğur sazı yaptım. (Erkan Oğur’un kendi icadı olan bir saz.) Bir ara Ramazan Güngör’ün çaldığı türden parmak cura yaptım birkaç tane. Gitarları perdelerinden kurtardığım oldu. Onun dışında gelen ufak tefek tamirat işlerini de yapıyorum.

Bir çalgı son hâlini alana kadar hangi aşamalardan geçiyor? -Kuvvetle muhtemeldir ki sabır gerektiren külfetli bir iş bu.-

Evet, zaman alan bir süreç. Eğer uzun süre yaşayabilecek bir saz yapmak istiyorsak ağacın cinsine, kuruluğuna ve biçilme biçimine çok dikkat etmek gerekiyor. Aksi durumda ilk elde çok iyi ses veren ama kısa zamanda eğilip bükülen ve bozulan bir saz çıkıyor ortaya. Özay Abi gibi ustaların yaptığı sazlar bir ömür boyu ve hatta giderek güzelleşen sesler veriyor. Bunu sağlayan, hem ağaç konusundaki titizlikleri hem de akustik konusundaki tecrübeleri. Tekneye sapın takılması, ses tahtası, varsa klavye sonra bitmek bilmeyen tesviye ve zımpara işleri ve nihayet vernik aşamasından sonra perde ve tel takılması. Benim ortalama bir ayımı alıyor bu süreç.

Müzikle ilişkiniz nasıl? Müzik sizin için ne ifade ediyor? Sizin de çaldığınız bir çalgı var mıdır?

Ben bir müzisyen değilim, hatta çalgı yapımcı da değilim. Aksini söylemek ustalara saygısızlık olur. Ama bu işlere fazlaca meraklı bir kimseyim. Elime geçirdiğim mızraplı sazları bir parça çalabilirim. Ama en çok gitar ve kopuz benim sazımdır. “Ses ve Sır” adlı bir grubumuz vardı bir zamanlar. Onlarla çok konser düzenledik. Merak edenler, Youtube’dan videolarımızı bulabilirler. Bir ara İzmir Büyükşehir Belediyesi Halk Müziği Korosunda kopuz ve Rumî banjo çaldım. (Rumî banjo: 4 telli ve tempereman sistem perdeli “normal” bir banjonun perdelerini söktüm, bağlama perdesi taktım. Tellerini de çiftledim. Artık banjo olmaktan çıkıp cümbüş gibi bir şey oldu. Adını da Anadolu’ya izafe edip Rumî koydum.)

Müzik, insanın ulaşabildiği en yüksek ifade biçimidir bence. Sınırsız ve sonsuz bir şey. En yalın hâlleri ise halk müziklerinde görülüyor. O anlamıyla da artık üretimi bitmiş. Sadece eskiler tekrar ediliyor. Müzik dinlemek de bir terbiye işi. Zor bir mesele. Ders çalışırken veya kitap okurken müzik dinleyemem çünkü aklım oraya gider.

Hangi sanatçıların müziği sizi etkiler?

Başta Erkan Oğur… 20. yüzyılda Türk Müziği'ne yön veren isim Tanburî Cemil Bey idi. Onun temel özelliği taksimleridir. Dehası en çok orada görülür. Erkan Oğur da 21. yüzyılda Türk müziğinin yönünü değiştiren adam olarak anılacak. Onun da en önemli özelliği taksimleri, emprovizasyonlarıdır. Ayrıca Cemil Bey ile bir başka ortak yanları ikisinin de müziği kaydetmekten hoşlanmamaları. Erkan Oğur, çalgılar açısından da önemlidir. Kopuz olarak adlandırdığı üç telli saza yeni bir çalım tarzı getirmiştir ama hiç kimse onu geleneğin dışında göremez. Perdesiz gitar, 6 ve 10 Telli Oğur sazı (18 tellisi de yolda bildiğim kadarıyla), e-bow, çello-gitar, kopuz-gitar… Bunlar hep onun dehasının ürünü sazlar. Ayrıca kişilik olarak da insanı son derece etkileyen büyük, güzel insan…

Onun dışında tabii çok önemli insanlar var. Mesela Aziz Şenol Filiz ve Birol Yayla (Yansımalar) var. Okan Murat Öztürk (Bengi Bağalama Üçlüsü), Cengiz Özkan, Erdal Erzincan, Cengiz Onural, Derya Türkan… Cenk Erdoğan var mesela çok iyi gitarcıdır. Jülide Özçelik var, güzel caz söyler. Gelenekten eskiler var eskimeyen. Mesela Ramazan Güngör, Âşık Veysel… Saymakla bitmez. Böyle sorularda cevap hep eksik kalıyor galiba.

Ben müzik ve edebiyatın iç içe olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden sormak istiyorum edebiyatla aranız nasıl, kimleri okursunuz?

Eskiden iyiydi. Şimdilerde azaldı. Edebiyat bana yalan geliyor. Ama mesela Knut Hamsun’un Victoria’sını üç-beş kez okumuşumdur. Behçet Necatigil çevirmiş, bu da ayrı bir güzellik demek. Necatigil en sevdiğim şairdir. Döne döne okunur. Sehl-i mümtenidir bence Necatigil. İsmet Özel çok okurdum. Hilmi Yavuz’un Çöl Şiirleri’ni severim. Milan Kundera çok etkilemiştir beni. Alev Alatlı’nın “Schrödinger’in Kedisi” ama ilk cilt: Kâbus. Önemlidir. Eskiler iyidir; Peyami Safa, Tanpınar, Ahmet Haşim. Ahmet Turan Alkan’ı da çok severim.

Hayata dair en büyük hayaliniz nedir?

İyi bir lütiye (çalgı yapımcı) olmak!

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. 

Ben de teşekkür ederim.

Engin Topuzkanamış'ın iletişim adresi: etopuzkanamis@gmail.com

 

Paylaş:
Tarih: Ağustos

Yorumlar